Bültene Kaydol

Gelişmelerden haberdar ol

2025’te Gemilerde Kaza Oranları ve Muhtemel Sebepler

Yazar: Eda GEDİKOĞLU

18 Feb 2026

Küresel denizcilik sektöründe güvenlik performansı, çoğu zaman istatistiksel göstergeler üzerinden değerlendiriliyor. Ancak uzmanlara göre, kazasızlık oranlarının tek başına bir başarı ölçütü olarak ele alınması, sistemin gerçek dayanıklılığını görmeyi zorlaştırabiliyor. 2025 yılına ait gemi kazası verileri de yüzeyde olumlu bir tablo sunarken, operasyonların derinliklerinde hâlen çözülmesi gereken yapısal risk alanlarının varlığını ortaya koyuyor.

Küresel denizcilik sektöründe güvenlik performansı, çoğu zaman istatistiksel göstergeler üzerinden değerlendiriliyor. Ancak uzmanlara göre, kazasızlık oranlarının tek başına bir başarı ölçütü olarak ele alınması, sistemin gerçek dayanıklılığını görmeyi zorlaştırabiliyor. 2025 yılına ait gemi kazası verileri de yüzeyde olumlu bir tablo sunarken, operasyonların derinliklerinde hâlen çözülmesi gereken yapısal risk alanlarının varlığını ortaya koyuyor.

Bu çerçevede, denizcilik sektöründe uzun yıllardır kaptanlık, operasyon yönetimi ve emniyet yönetim sistemleri alanlarında görev yapan KTÜ Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği Mezunları Derneği (KTÜ DUİM MD) Yönetim Kurulu Başkanı ve QSM Global Maritime Kurucu Ortağı Kaptan Orhan Kasap, 2025 yılı gemi kazalarını; insan performansı, operasyonel karar alma süreçleri ve sistem bariyerleri perspektifinden ele alarak kapsamlı bir değerlendirme sundu.

Sonuçlar İyileşiyor, Risk Neden Bitmiyor?

2025 yılı sonunda açıklanan küresel güvenlik skor kartı, ölümcül ve kalıcı sakatlıkla sonuçlanan kazalarda (FPI) önceki yıllara kıyasla belirgin bir iyileşmeye işaret etmektedir. Son 12 aylık veriler, sektörün ağır sonuçları önleme konusunda önemli bir mesafe kat ettiğini göstermektedir.

Ancak bu tabloyu tek başına bir başarı göstergesi olarak değerlendirmek, uzmanlara göre yanıltıcı olabilir. Aynı dönemde Yüksek Potansiyelli Olay (HPI) oranlarının hedeflerin oldukça üzerinde seyretmesi, sektörün hâlâ ölümcül sonuçlara çok yakın olayları etkin şekilde yönetemediğini ortaya koymaktadır. Başka bir ifadeyle, bugün ağır sonuçlar yaşanmıyor olabilir; ancak bu durum güçlü bir sistemden ziyade, kırılgan bir dengeye işaret etmektedir.

Bu ikilem, güvenlik literatüründe sıklıkla kullanılan bir metaforla açıklanabilir: Karpuz etkisi. Dışarıdan yeşil görünen performans göstergeleri, iç katmanlarda hâlen kırmızı riskler barındırmaktadır.

Sonuçlar İyileşiyor, Risk Neden Bitmiyor?

2025 yılı sonunda açıklanan küresel güvenlik skor kartı, ölümcül ve kalıcı sakatlıkla sonuçlanan kazalarda (FPI) önceki yıllara kıyasla belirgin bir iyileşmeye işaret etmektedir. Son 12 aylık veriler, sektörün ağır sonuçları önleme konusunda önemli bir mesafe kat ettiğini göstermektedir.

Ancak bu tabloyu tek başına başarı olarak değerlendirmek yanıltıcı olur. Aynı dönemde Yüksek Potansiyelli Olay (HPI) oranlarının hedeflerin oldukça üzerinde seyretmesi, sektörün hâlâ ölümcül sonuçlara çok yakın olayları etkin şekilde yönetemediğini göstermektedir. Başka bir ifadeyle, bugün ağır sonuçlar yaşanmıyor olabilir; fakat bu durum güçlü bir sistemden ziyade şansa dayalı bir dengeyi işaret etmektedir.

Bu ikilem, güvenlik literatüründe sıklıkla kullanılan bir metaforla açıklanabilir: Karpuz etkisi. Dışarıdan yeşil görünen performans göstergeleri, iç katmanlarda hâlen kırmızı riskler barındırmaktadır.

Yüksek Potansiyelli Olaylar: Görülmeyen Tehlikenin Habercisi

Yüksek potansiyelli olaylar; gerçekleştiği takdirde ölüm, kalıcı sakatlık, ciddi çevresel zarar veya yüksek maddi kayıpla sonuçlanabilecek olaylardır. 2025 verileri, bu tür olayların sıklıkla yaşandığını, ancak çoğu zaman ağır sonuç doğurmadığını göstermektedir.

Bu durum ilk bakışta olumlu algılansa da, aslında ciddi bir uyarı sinyalidir. Çünkü etkin bariyerlerin olmadığı ya da zayıf kaldığı sistemlerde, ağır sonuçların henüz yaşanmamış olması sürdürülebilir bir güvenlik başarısı değildir.

Daha da önemlisi, yüksek potansiyelli olay bildirimlerinin düşük seviyede kalması, organizasyonel öğrenmenin önündeki en büyük engellerden biridir. Oysa bu olaylar, sistemin nerede işe yaradığını ve hangi bariyerlerin etkili olduğunu gösteren en değerli veri kaynaklarıdır.

Mooring Operasyonları: Kronikleşen Bir Risk Alanı

2025 yılında gemilerde meydana gelen kazalar analiz edildiğinde, mooring (bağlama) operasyonlarının yüksek risk profiliyle öne çıktığı görülmektedir. Kötü hava koşullarında halat kopmaları, beklenmeyen gemi hareketleri, yetersiz gerginlik kontrolü ve zaman baskısıyla yapılan hızlı halat operasyonları bu alandaki temel risklerdir.

Mürettebatın snap-back bölgelerine maruziyeti, yaşlanan ekipmanlar ve gemi–terminal koordinasyonundaki kopukluklar, bu operasyonları daha da tehlikeli hâle getirmektedir. Sorun yalnızca ekipman veya prosedür eksikliği değil; aynı zamanda riskin operasyonel rutinin bir parçası hâline gelmesidir.

Hava Koşulları ve Karar Alma Cesareti

Hava şartları, 2025 yılı gemi kazalarında önemli bir tetikleyici olmaya devam etmiştir. Hava koşulları kontrol edilemez; ancak bu koşullarda operasyona devam etme ya da durdurma kararı tamamen insan ve organizasyon tercihlerine bağlıdır.

Bu noktada kaptanın overriding yetkisi (Master’s overriding authority) yalnızca mevzuatsal bir hüküm değil, aktif bir güvenlik bariyeri olarak ele alınmalıdır. Kaptanın dur deme kararını desteklemeyen bir organizasyon kültürü, en modern gemilerde dahi kazalara davetiye çıkarır.

İnsan Performansı: Kazaların Sessiz Ortağı

2025 kazalarının büyük bir bölümü, teknik arızalardan ziyade insan performansı ve organizasyonel faktörlerle ilişkilidir. Sahada sıkça gözlemlenen başlıca unsurlar şunlardır:

  • Riskin zamanla normalleştirilmesi
  • Dinamik halat davranışlarına dair sınırlı farkındalık
  • İletişim ve koordinasyon kopuklukları
  • Yorgunluk ve eksik kadro ile çalışma
  • Zaman baskısı altında alınan hızlı ve yetersiz kararlar

Bu faktörler bir araya geldiğinde, en rutin operasyonlar dahi yüksek potansiyelli olaylara dönüşebilmektedir.

Olay Araştırmaları: Raporlama mı, Öğrenme mi?

2025 verileri, olay araştırmalarının kalitesinin beklenen seviyelerin altında kaldığını göstermektedir. Kök neden analizlerinin yüzeysel kalması, insan–sistem etkileşiminin yeterince incelenmemesi ve alınan aksiyonların etkinliğinin doğrulanmaması, benzer kazaların tekrarına zemin hazırlamaktadır.

Gerçek güvenlik kültürü, yalnızca olayları raporlamakla değil; bu olaylardan kurumsal öğrenme üretmekle mümkündür.

Sonuç: Güvenliği Şansla Değil Sistemle Yönetmek

2025 yılı gemi kazası verileri, denizcilik sektörüne net bir mesaj vermektedir:

  • Ağır sonuçlar bugün sınırlı olabilir; ancak risk ortadan kalkmış değildir.
  • Yüksek potansiyelli olaylar, gelecekte yaşanabilecek ciddi kazaların öncü göstergeleridir.
  • Güçlü güvenlik bariyerleri; ekipman, prosedür ve insan performansının birlikte ele alınmasını gerektirir.
  • Şeffaf raporlama ve güçlü bir öğrenme kültürü olmadan sürdürülebilir güvenlik mümkün değildir.

Denizcilik sektörü, gerçekten sıfır kazaya yaklaşmak istiyorsa, yalnızca istatistiklere değil; her “ucuz atlatılmış” olaya aynı ciddiyetle yaklaşmak zorundadır. Çünkü güvenlik, şansla değil; bilinçli tasarlanmış sistemlerle sağlanır.