Bültene Kaydol

Gelişmelerden haberdar ol

Wärtsilä, 2026’da Denizcilik Sektörünü Şekillendirecek Dört Kritik Eğilimi Açıkladı

Yazar: Eda GEDİKOĞLU

11 Dec 2025

Teknoloji grubu Wärtsilä, denizcilik sektörünün 2026’ya hazırlanırken küresel taşımacılıkta rekabeti, verimliliği ve sürdürülebilirliği yeniden tanımlayacak dört temel trendi belirledi. Wärtsilä Marine Başkanı Roger Holm, sektörün dönüşümünde “iş birliğinin” belirleyici bir rol oynayacağını vurgulayarak, daha temiz ve akıllı bir denizcilik geleceği için tüm paydaşların birlikte hareket etmesi gerektiğinin altını çizdi.

Teknoloji grubu Wärtsilä, denizcilik sektörünün 2026’ya hazırlanırken küresel taşımacılıkta rekabeti, verimliliği ve sürdürülebilirliği yeniden tanımlayacak dört temel trendi belirledi. Wärtsilä Marine Başkanı Roger Holm, sektörün dönüşümünde “iş birliğinin” belirleyici bir rol oynayacağını vurgulayarak, daha temiz ve akıllı bir denizcilik geleceği için tüm paydaşların birlikte hareket etmesi gerektiğinin altını çizdi.

SUMMARY:

Technology group Wärtsilä has identified four key trends that will redefine competitiveness, efficiency, and sustainability in global shipping as the maritime sector prepares for 2026. Roger Holm, President of Wärtsilä Marine, emphasized that collaboration will play a decisive role in the sector’s transformation, underscoring the need for all stakeholders to act together for a cleaner and smarter maritime future.

Denizcilik sektörü 2026’ya doğru ilerlerken, gemi sahipleri, işletmeciler ve teknoloji sağlayıcıları hızlı bir değişim dönemine hazırlanıyor. Küresel bir deniz teknolojisi lideri olan Wärtsilä, küresel filo genelinde verimliliği, rekabet gücünü ve sürdürülebilirliği artırmayı hedefleyen paydaşlara yol gösterici olabilecek, sektörü şekillendirecek dört önemli trendi öne çıkardı.

2026’ya Yön Verecek Dört Temel Trend

1. Yaşam Döngüsü Optimizasyonu
Gemi tasarımından hizmet ömrü sonuna kadar tüm süreçlerin bütüncül şekilde yönetilmesi giderek kritik hâle geliyor. Hızla gelişen teknolojiler ve sıkılaşan düzenlemeler, armatörleri kısa vadeli çözümler yerine uzun vadeli stratejilere yönlendiriyor. Yaşam döngüsü optimizasyonu; çevresel etki, operasyonel verimlilik ve ekonomik sürdürülebilirlik kriterlerini bir arada ele alarak gemi değerinin korunmasını sağlıyor. Wärtsilä, gemi sahipleri, işletmeciler ve OEM’ler arasındaki şeffaf iş birliğinin gelecekteki belirsizlikleri yönetmede kilit öneme sahip olduğunu belirtiyor.

2. Esnek Dekarbonizasyon Stratejileri
Dekarbonizasyon artık tek bir çözümle değil, geminin operasyon profiline, yakıt erişilebilirliğine ve ticari önceliklere göre şekillenen esnek bir stratejiyle mümkün. Yakıt esnek motorlar, hibrit tahrik sistemleri ve metan kaymasını azaltmaya yönelik çözümler, filolarını geleceğe hazırlamak isteyen armatörler için öne çıkan seçenekler arasında yer alıyor. Sürekli izleme ve uyum, rekabetçiliğin korunması için kritik olacak.

3. Dijitalleşme, Büyük Veri ve Gelişmiş Analitik
Hibrit güç sistemleri, alternatif yakıt düzenekleri ve gelişmiş enerji yönetimi gibi karmaşık teknolojilerin gemilerde yaygınlaşması, bütünleşik dijital altyapıyı zorunlu kılıyor.
Gelişmiş veri analitiği, gerçek zamanlı operasyon önerileriyle yakıt tüketimi, emisyonlar ve işletme maliyetlerinde kayda değer düşüşler sağlıyor. Sektörde lider şirketler bu kabiliyetleri kullanmaya başlamış olsa da veri yönetişimi ve entegrasyon gibi engeller nedeniyle yaygınlaşmanın zaman aldığı belirtiliyor.

4. Daha Öngörülemez Düzenleyici Ortam
IMO’nun Net-Zero Framework sürecindeki gecikmeye karşın, düzenleyici çerçeve küresel ölçekte dönüşmeye devam ediyor. AB Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ve FuelEU Maritime gibi bölgesel düzenlemeler, filoların önemli bir kısmını şimdiden doğrudan etkiliyor. Şirketler için güçlü raporlama ve uyum protokolleri, 2026’ya hazırlanırken vazgeçilmez hâle geliyor.

“Daha Temiz ve Akıllı Bir Gelecek İş Birliğiyle Mümkün”

Wärtsilä Marine Başkanı Roger Holm, 2026’ya dair vizyonunu şu sözlerle anlattı: Sektörün sürdürülebilir dönüşümünde iş birliği belirleyici bir rol oynayacak. Yakıt esnekliği, entegrasyon kabiliyeti ve çapraz sektör ortaklıklarında gösterdiğimiz liderlik; OEM’lerin, işletmecilerin, limanların, yakıt tedarikçilerinin ve düzenleyicilerin birlikte hareket etmesi gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Müşterilerimizin yanında duruyor, yenilikçi çözümler ve uzun vadeli değer yaratan rehberlik sunuyoruz. Holm, regülasyonların tek başına dönüşümü hızlandırmaya yetmeyeceğini vurguluyor: Mevzuat önemli bir itici güç olsa da tek başına yeterli değil. Dekarbonizasyon bir ekip işidir. Denizcilik ekosistemi, bu dönüşümü ileri taşıyacak teknik mükemmeliyete ve yaratıcı güce sahip. Daha temiz ve akıllı bir geleceği inşa etmek için gereken tüm araçlara bugün sahibiz.