Bültene Kaydol

Gelişmelerden haberdar ol

“Artık Sadece Doğru Gemiyle Doğru Yükü Eşleştirmiyoruz, Kriz Yöneticisi ve Stratejist Olarak Çalışıyoruz”

Yazar: Eda GEDİKOĞLU

13 Apr 2026

Küresel ticaret rotalarının yeniden şekillendiği, jeopolitik risklerin arttığı ve karbon regülasyonlarının sektörün merkezine yerleştiği bir dönemde gemi brokerliği mesleği de köklü bir dönüşümden geçiyor. Artık yalnızca yük ile gemiyi buluşturan bir aracı rolünün ötesine geçen brokerler; kriz yönetimi, veri analizi ve sözleşme stratejisi gibi çok katmanlı bir sorumluluk üstleniyor. Gemi Brokerleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Onur Türkeş ile navlun piyasalarındaki dalgalanmaları, karbon odaklı kontratların yükselişini, alternatif yakıtlı gemilerin yarattığı yeni segmenti ve Türk brokerlerin küresel rekabetteki konumunu konuştuk.

Son dönemde küresel ticaret rotalarında yaşanan kırılmalar, güvenlik riskleri ve alternatif rota arayışları navlun piyasalarında önemli dalgalanmalara yol açtı. Bu gelişmeler gemi brokerliği faaliyetlerini nasıl etkiliyor? Türk brokerlerin bu süreçteki pozisyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Açıkçası bu jeopolitik gerilimler ve rota değişiklikleri, brokerliğin doğasını ciddi anlamda test etti. Eskiden işimiz daha çok doğru gemiyle doğru yükü eşleştirmekten ibaretken, bugün kelimenin tam anlamıyla birer kriz yöneticisi ve lojistik stratejisti gibi çalışmak zorundayız. Kızıldeniz veya Karadeniz'deki bir gelişme, anında alternatif rota hesaplamaları yapmamızı gerektiriyor. Türk brokerleri olarak coğrafi konumumuzun getirdiği reflekslerimiz çok güçlü. Bu süreçte hem armatörlere hem de kiracılara esnek çözümler üreterek piyasada oldukça güvenilir bir denge unsuru olduğumuzu söyleyebilirim.

“Karbon odaklı maddeler, denizcilik kontratlarının vazgeçilmez unsuru oluyor”

Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün karbon yoğunluğu düzenlemeleri ve 2050 net sıfır hedefi, armatörlerin yatırım kararlarını doğrudan etkiliyor. Bu dönüşüm sürecinde brokerlerin rolü nasıl değişiyor? Gemi Brokerleri Derneği, üyelerin teknik danışmanlık ve sözleşme müzakerelerinde bu dönüşüme uyum sağlaması için nasıl bir rehberlik sunuyor?

2050 hedefleri veya AB düzenlemeleri artık geleceğin değil, bugünün konusu. Masamızdaki kontratların ana maddeleri haline geldiler. Brokerler olarak sadece geminin tonajını veya yaşını değil, karbon karnesini de pazarlamak durumundayız. Dernek olarak bu değişimi çok önemsiyoruz çünkü bilgi eksiği telafi edilemez sonuçlar doğurabilir. Bu yüzden üyelerimiz için MRV, ETS, FuelEU Maritime, DCS ve CII gibi oldukça teknik konularda yoğun seminerler düzenledik. Amacımız, üyelerimizin bu karmaşık mevzuatları doğru okuyup, armatör ve kiracı arasındaki karbon sorumluluğunu sözleşmelere adil bir şekilde yansıtabilmelerini sağlamak.

“Brokerlerimiz yeni nesil gemilerin işletme maliyetleri, yakıt ikmal dinamikleri ve ticari karşılıkları üzerine ciddi bir öğrenme sürecinden geçiyor”

LNG, metanol ve amonyak yakıtlı gemi siparişlerinin artması piyasada yeni bir segment oluşturdu. Alternatif yakıtlı gemilerin ikinci el ve kiralama piyasasında nasıl bir karşılığı oluşuyor? Brokerler ve dernek üyeleri bu teknik dönüşüme nasıl adapte oluyor?

 

Alternatif yakıtlı gemiler piyasada yavaş yavaş kendi özel segmentini, tabiri caizse “yeşil navlun” piyasasını oluşturuyor. Henüz tam anlamıyla konvansiyonel gemilerin yerini almış değiller ama özellikle büyük kiracıların bu gemilere ilgisi çok net. Brokerlerimiz de bu yeni nesil gemilerin işletme maliyetleri, yakıt ikmal dinamikleri ve ticari karşılıkları üzerine ciddi bir öğrenme sürecinden geçiyor. Dernek içindeki bilgi paylaşımıyla bu adaptasyon sürecini hızlandırıyoruz ki armatörlerimize yatırım kararlarında doğru bir danışmanlık verebilelim.

 

Türkiye’nin bayrak devleti performansındaki iyileşme ve uluslararası denetimlerdeki olumlu göstergeler, charter süreçlerinde Türk bayraklı gemilere nasıl bir avantaj sağlıyor? Dernek olarak bu performansın yaygınlaştırılması için yürüttüğünüz çalışmalar nelerdir?

Türk bayrağının Paris MoU’da Beyaz Liste’deki sağlam duruşu sahada işimizi gerçekten kolaylaştırıyor. Uluslararası bir kiracının karşısına çıktığınızda, geminin liman devleti denetimlerinde (PSC) düşük riskli kategoride olması, operasyonel gecikme ihtimalini azalttığı için doğrudan bir güven unsuru yaratıyor. Bu da müzakerelerde Türk bayraklı gemilere doğal bir hız ve avantaj sağlıyor. Biz de uluslararası temaslarımızda bu olumlu karneyi her fırsatta dile getirerek bayrağımızın prestijine katkı sunmaya çalışıyoruz.

Artan faiz oranları ve finansmana erişim koşulları gemi alım-satım ve kiralama kararlarını etkiliyor. Finans kuruluşlarının ve P&I kulüplerinin taleplerindeki değişim brokerlik süreçlerini nasıl şekillendiriyor?

Finansman maliyetlerinin artması, yatırımın geri dönüş hesaplarını çok daha hassas hale getirdi. Artık makroekonomiyi okumadan navlun piyasasını yorumlamak imkânsız. Bu ihtiyacı gördüğümüz için yakın zamanda bir “Emtia - Navlun - Ekonomi Semineri” gerçekleştirdik. Diğer yandan, finans kuruluşları ve P&I kulüpleri artık çok daha detaycı. Armatörler Hukuki ve operasyonel riskleri ve maaliyetleri yönetmek zorundadır. Bunu desteklemek adına da “Armatör - Kiracı - Sigorta Uyumu Semineri” düzenledik.

“Hissiyata değil, veriye dayalı bir brokerlik anlayışını benimsiyoruz”

Yapay zekâ destekli navlun analizleri, dijital charter platformları ve veri odaklı piyasa raporları giderek yaygınlaşıyor. Dijitalleşme brokerlik mesleğini nasıl dönüştürüyor? 

Dijitalleşmeden korkmuyoruz; aksine onu rutin iş yükümüzü hafifleten bir araç olarak kullanıyoruz. Bizim mesleğimiz insan ilişkilerine ve güvene dayanır, bunu bir yazılımın tam olarak kopyalaması zor. Ancak veriyi doğru kullanmak zorundayız. Dernek olarak bu konuda üyelerimizi beslemeye çok önem veriyoruz. Her hafta kendi hazırladığımız Kuru Yük ve Genel Kargo Piyasa Raporlarını üyelerimize geçiyoruz. Aynı zamanda aktif bir FONASBA üyesi olduğumuz için, onların sağladığı Baltic Freight Reports gibi uluslararası verileri de üyelerimizin masasına ulaştırıyoruz. Yani hissiyata değil, veriye dayalı bir brokerlik anlayışını benimsiyoruz.

Son dönemde Karadeniz hattındaki güvenlik riskleri ve Orta Doğu’daki gerilimler, savaş risk primi (war risk premium) ve sigorta maliyetlerini artırdı. Bu durum özellikle spot piyasada navlun fiyatlamalarını nasıl etkiliyor? Brokerler risk dağılımını ve sözleşme maddelerini (war clause, deviation clause vb.) nasıl yapılandırıyor?

 

Spot piyasada fiyatlama yaparken savaş riski primleri artık standart bir maliyet kalemi gibi konuşuluyor. Bu durum kontrat hazırlama sürecimizi inanılmaz derecede hassaslaştırdı. Brokerlerimiz, olası bir rota sapması (deviation) veya anlık bir risk durumunda ek maliyetlerin kimin üzerinde kalacağını War Clause ve Deviation Clause gibi maddelerle çok net çizmek zorunda. Armatörün gemisini güvene alırken kiracının da ticari haklarını koruyan o ince çizgiyi tutturmak, bugün brokerliğin en zor ama en değerli yanlarından biri.

 

Gemi Brokerleri Derneği olarak eğitim, uluslararası iş birlikleri ve sektörel temsil anlamında önümüzdeki döneme ilişkin hedefleriniz nelerdir? Genç broker adaylarına nasıl bir vizyon sunuyorsunuz?

Hedefimiz Türk brokerini dünyadan kopuk değil, küresel oyunun tam içinde tutmak. BIMCO ve FONASBA üyeliklerimiz bizim için sadece birer rozet değil, dünya standartlarıyla aynı dili konuştuğumuzun bir göstergesi. Önümüzdeki döneme dair en büyük vizyonumuz bu uluslararası ağı daha da güçlendirmek. Genç meslektaşlarımıza da hep bunu söylüyoruz: Yereldeki pratik zekânızı, uluslararası kurallar ve sağlam bir donanımla birleştirin.

Türk brokerlerin Londra, Singapur ve Dubai gibi geleneksel merkezlerle rekabet gücünü nasıl değerlendiriyorsunuz? İstanbul’un bölgesel bir chartering ve S&P merkezi olabilmesi için hangi yapısal adımlar atılmalı? Hukuki altyapı, tahkim, finansman ve insan kaynağı açısından mevcut tabloyu nasıl görüyorsunuz?

İnsan kaynağı ve coğrafi refleks açısından Londra veya Singapur'dan eksiğimiz yok, hatta fazlamız var diyebilirim. Fakat İstanbul'un gerçek bir merkez olması için sadece iyi brokerlere sahip olması yetmiyor. Hukuki altyapımızın uluslararası standartlara tam entegrasyonu, denizcilik ihtilaflarında ISTAC gibi yerel tahkim mekanizmalarının daha çok tercih edilmesi gerekmektedir. Biz BIMCO ve FONASBA gibi kurumlarla bağlarımızı sıcak tutarak bu ekosistemin oluşmasına dernek bazında katkı sunmaya çalışıyoruz.

2026 yılının ilk çeyreğini geride bırakmak üzereyiz. Gemi Brokerleri Derneği olarak bundan sonraki süreç için hedefleriniz ve öngörüleriniz nelerdir?

Dernek olarak eğitimlerimize ve veri paylaşımına aralıksız devam edeceğiz. Tabii bu yıl bizim için çok özel bir etkinlik de var; uluslararası görünürlüğümüzün en büyük sembolü olan ve iki yılda bir düzenlediğimiz "Bosphorus Ship Brokers Dinner"ın 7.sini gerçekleştireceğiz. BIMCO ve FONASBA davetlilerimizin de katılımıyla İstanbul'da dünya denizciliğini ağırlamak en büyük motivasyonumuz.


Son olarak neler eklemek istersiniz?

Brokerlik bir güven mesleğidir. Veriler ne kadar dijitalleşirse dijitalleşsin, kontratlar ne kadar karmaşıklaşırsa karmaşıklaşsın, iş dönüp dolaşıp o imzayı attıran profesyonel güvene dayanıyor. Biz de Gemi Brokerleri Derneği olarak, bu güveni uluslararası standartlar ve sürekli eğitimle desteklemeye devam edeceğiz.

Gemi Brokerleri Derneği

Onur Türkeş

Kriz Yöneticisi

Bültene Kaydol

Gelişmelerden haberdar ol

İlgili İçerikler

Samsung Heavy Industries, İlk Kez ABD Donanması’nın MASGA Projesinde Yer Alıyor

Güney Koreli gemi inşa şirketi Samsung Heavy Industries (SHI), ABD’deki ilk savunma gemi inşa projesine katılacağını açıkladı. Samsung Heavy Industries, General Dynamics NASSCO ve DSEC ile birlikte çalışarak, Güney Kore’nin geçen yıl başlattığı ve 150 milyar dolarlık yatırım hacmine sahip “Make American Shipbuilding Great Again (MASGA)” programı kapsamındaki bir tasarım projesinde görev alacak.

Yazar: Eda GEDİKOĞLU

13 Apr 2026

RMK Marine, Ditaş Denizcilik için İnşa Ettiği T. Florya’yı Denize İndirdi

Türkiye’nin lider tersanelerinden RMK Marine, Ditaş Denizcilik için inşa ettiği yeni nesil 12.000 DWT eş kimyasal tanker projelerinin ilki olan T. Florya’yı başarıyla denize indirdi.

Yazar: Eda GEDİKOĞLU

13 Apr 2026

Gemi İnşa Sektöründe Verimlilik ve Güvenliğin Anahtarı: Layher İskele Sistemleri

Gemi inşa sektörü, artan proje ölçekleri ve sıkılaşan iş güvenliği standartlarıyla birlikte daha yüksek verimlilik gereksinimiyle öne çıkıyor. Tersanelerde eş zamanlı yürütülen üretim, bakım ve onarım faaliyetlerinde zaman yönetimi ve operasyonel güvenlik kritik önem taşırken, kullanılan ekipmanların niteliği projelerin başarısını doğrudan etkiliyor. İskele teknolojileri alanında geliştirdiği çözümlerle dikkat çeken Layher, tersanelerin bu ihtiyaçlarına yönelik sunduğu sistemlerle sektörde önemli bir rol üstleniyor.

Yazar: Eda GEDİKOĞLU

13 Apr 2026