21:15
22 Eylül 2024
“Türk Denizcilerinin Uluslararası Etkinliği İçin Öncelik Pasaport ve Vize Sorununun Çözülmesidir”
Yazar: Eda GEDİKOĞLU
22 Oct 2025
Türkiye’nin en köklü denizcilik derneklerinden biri olan ve 1959 yılında kurulan TÜRKKAPDER, bugün hem ulusal hem de uluslararası platformlarda Türk denizcilerini temsil eden öncü bir kuruluş olarak sektörde aktif rol üstleniyor. Türk Uzak Yol Gemi Kaptanları Derneği (TÜRKKAPDER) Yönetim Kurulu Başkanı Kaptan Zafer Akbulut ile Türk denizcilerinin karşılaştığı zorlukları, çözüm önerilerini, TÜRKKAPDER’in çalışmalarını ve geleceğe dair vizyonunu konuştuk. Türk denizcilik sektörünün uluslararası rekabette daha güçlü bir konuma ulaşabilmesi için kritik bir noktaya dikkat çeken Kaptan Zafer Akbulut “Türkiye’nin de uluslararası alanda rekabet edebilmesi için özellikle YEŞİL PASAPORT veya OKEY TO BOARD dediğimiz vizenin bir an önce çıkartılması gerekiyor.” dedi.
Türkiye’nin en köklü denizcilik derneklerinden biri olan ve 1959 yılında kurulan TÜRKKAPDER, bugün hem ulusal hem de uluslararası platformlarda Türk denizcilerini temsil eden öncü bir kuruluş olarak sektörde aktif rol üstleniyor. Türk Uzak Yol Gemi Kaptanları Derneği (TÜRKKAPDER) Yönetim Kurulu Başkanı Kaptan Zafer Akbulut ile Türk denizcilerinin karşılaştığı zorlukları, çözüm önerilerini, TÜRKKAPDER’in çalışmalarını ve geleceğe dair vizyonunu konuştuk. Türk denizcilik sektörünün uluslararası rekabette daha güçlü bir konuma ulaşabilmesi için kritik bir noktaya dikkat çeken Kaptan Zafer Akbulut “Türkiye’nin de uluslararası alanda rekabet edebilmesi için özellikle YEŞİL PASAPORT veya OKEY TO BOARD dediğimiz vizenin bir an önce çıkartılması gerekiyor.” dedi.
Türk denizciliğinin gelişiminde önemli bir yere sahip olan TÜRKKAPDER, sektörde köklü geçmişe sahip bir dernek. Bu kapsamda, TÜRKKAPDER’in kuruluş amacı ve Türkiye denizcilik sektöründeki misyonunu anlatır mısınız?
Türk Uzak Yol Gemi Kaptanları Derneği (TÜRKKAPDER), 1959 yılında uzak yol gemi kaptanları tarafından kurulmuş bir dernektir. Kuruluş amacı, meslektaşları bir araya getirmek ve dayanışmayı sağlamaktı. Bugün ise derneğin 1500’ün üzerinde uzak yol gemi kaptanı üyesi bulunmaktadır. Misyonumuz zaman içinde önemli ölçüde gelişti. Günümüzde yalnızca meslektaşlarımızı buluşturan bir yapı olmaktan öteye geçerek, üniversitelerin Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği ve Hukuk fakültelerinde karşılıksız danışmanlık veren; denizcilik kültürünü öğrenmek, sahiplenmek ve geliştirmek isteyenlerin başvurduğu bir kuruluş haline geldik.
Ayrıca TÜRKKAPDER, Türkiye’nin en eski mesleki kuruluşlarından biridir. 1959’da kurulan derneğimiz, bir mezunlar derneği değildir. Bu yönüyle Deniz Ticaret Odası, üniversitelerin mezunlar dernekleri veya Gemi Makineleri İşletme Mühendisleri Odası’ndan (GEMİMO) dahi daha eski bir geçmişe sahip, köklü ve öncü bir kuruluştur.
“Türk Uzak Yol Gemi Kaptanları, denizcilikte ulusal ve uluslararası alanda aktif rol üstleniyor”
Ulusal ve uluslararası arenada kurulan iş birlikleri, sektörün gelişimi açısından büyük önem taşıyor. TÜRKKAPDER’in diğer denizcilik kuruluşları ve sivil toplum örgütleriyle yürüttüğü iş birlikleri nelerdir?
Bizim ayrıca, Türkiye’deki denizcilik derneklerini bir araya getiren bir federasyonumuz da mevcut. İlk etapta 4 dernekle kurduğumuz Türkiye Denizcilik Federasyonu, bugün çatısı altında yaklaşık 36 denizcilik derneğini barındırıyor ve toplamda yüz binlere ulaşan bir kitleyi temsil ediyor. Bu federasyon aracılığıyla Türkiye’deki denizcilik sektörüne dair gelişmeleri değerlendiriyoruz. Meydana gelen kazalarla ilgili yapılması gerekenleri, denizcilerin ve genel anlamda denizciliğin gelişmesi için atılabilecek adımları ele alıyoruz; bu konularda toplantılar düzenliyor ve basın bültenleri yayımlıyoruz. Geçtiğimiz yıl 3–4 büyük kaza sonrası denizcilik sektörünün ilerlemesi için neler yapılabileceğine dair çalışmalar yürüttük. Ayrıca yeşil pasaport, denizcilerin yıpranma payı gibi konular üzerine oldukça yoğun toplantılar gerçekleştirdik. Bunun yanında denizciliğin gelişmesi için çeşitli seminerler düzenledik, yurt dışından konuklar getirerek İstanbul Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi’nde toplantılar organize ettik. Tüm bu etkinlikleri kendi sosyal medya kanallarımızda da paylaşarak daha geniş kitlelere ulaştırdık.
Uluslararası alanda ise yaklaşık 10 yıldır Uluslararası Gemi Kaptanları Derneği üyesiydik. Geçtiğimiz yıl yapılan toplantıda yönetim kuruluna seçildik. Şu anda Türk Uzak Yol Gemi Kaptanları Derneği, Türkiye’yi temsilen bu dernekte aktif olarak yer alıyor. Her iki ayda bir İngiltere’de gerçekleştirilen toplantılara katılım sağlıyoruz. Bu çok önemli çünkü aynı zamanda IMO’da da iki temsilci ile yer alıyoruz. Bununla birlikte derneğimiz yalnızca uluslararası platformlarda değil, ulusal düzeyde de etkin. Türkiye Denizcilik Federasyonu’nun yanı sıra, Türk Loydu’nun 75 delegesinden 2’si derneğimizin yönetim kurulundan geliyor. Dolayısıyla Türk Loydu’nun seçimlerinde de etkin bir şekilde katkı sunuyoruz.
“Denizcilerin karşılaştığı zorlukları tamamen ortadan kaldıramasak da yaşam koşullarını iyileştirmek için çalışmalar yürütüyoruz.”
Kaptanlık mesleği, operasyonel süreçlerde büyük sorumluluklar barındıran bir meslek dalı. Gemi kaptanlarının günlük operasyonlarda karşılaştığı temel zorluklar nelerdir? TÜRKKAPDER olarak bu zorluklara nasıl çözümler sunuyorsunuz?
Denizcilik aslında dünyanın neresinde olursa olsun benzer bir yapıya sahiptir. Kaptanından mühendisine, personeline kadar herkesin görevi bellidir: Bir yükü almak ve güvenle bir limandan diğerine ulaştırmak. Ancak değişen dünya koşullarıyla birlikte gemicilik de dönüşüyor. Eskiden limanlarda daha uzun süre kalınırken, bugün bu süreler oldukça kısaldı. Bu da gemi insanlarının sürekli çalışma ve stres altında olmasına yol açıyor. Bu durum yalnızca Türkiye’nin değil, tüm dünyanın ortak sorunudur. Zira günümüz ticari düzeninde limanlar, gemiler ve teknolojiler sürekli gelişiyor ve daha hızlı çalışılması bekleniyor. Biz Türk Uzak Yol Gemi Kaptanları Derneği olarak, bu zorlukları tamamen ortadan kaldıramasak da denizcilerin yaşam koşullarını iyileştirmek için çalışmalar yürütüyoruz. Örneğin pandemi döneminde gemi insanlarının karşılaştığı sorunlara odaklandık. Vize engelleri nedeniyle birçok ülkede gemi insanlarımızın karaya çıkması mümkün olmuyordu. Özellikle ABD ve Schengen vizeleri büyük sıkıntı yaratıyordu. Bu konuda girişimlerde bulunduk ve bazı ilerlemeler kaydettik. Geçtiğimiz yıl 1 Temmuz’da düzenlenen zirvede, genel sekreterimizle birlikte IMO Genel Sekreteri ile bir toplantı gerçekleştirdik. Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcımız Sayın Durmuş Ünüvar’ın da katıldığı bu görüşme çok verimli geçti. Kendisi de İTÜ mezunu ve mühendis kökenli biri olarak bize önemli destekler sağladı. Bu sayede Ankara ile de güçlü ilişkiler kurarak denizcilerimizin sorunlarını çözmeye, onları daha ileriye taşımaya gayret ediyoruz.
Dijitalleşme ve otomasyon, denizcilik sektörünü dönüştüren en önemli faktörlerden biri haline geldi. Bu dönüşümün kaptanlık mesleğine olan etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Gelişen teknolojiyle birlikte kaptanlık mesleğinin de dönüşüme uğradığını görüyoruz. Geleceğin kaptan profili sizce nasıl olacak? Teknolojik ve yönetsel beceriler açısından sektörde nasıl bir değişim öngörüyorsunuz?
Dijitalleşme ile birlikte birçok meslek grubu insan odaklı olmaktan uzaklaştı. Bankacılıktan uzaktan eğitime, yapay zekâ uygulamalarına kadar pek çok alanda bu dönüşümü görebiliyoruz. Denizcilikte ise durum biraz farklı. Gemileri otomasyona geçirebilir, dijitalleştirebilirsiniz; fakat denizcilik doğası gereği insan odaklıdır. Örneğin, bir gemide 20 personel çalışıyorsa bunu 15’e düşürmeniz mümkün değildir, sayı aynı kalmak zorundadır. Bunun yerine üniversitelerde verilen eğitime dijitalleşme ile ilgili dersler de ekleniyor. Artık bir kaptanın yalnızca seyir, yükleme ve yük istifini bilmesi yeterli olmayacak; dijital sistemlerle ilgili de bilgi sahibi olması gerekecek. Bu da mesleği ileriye taşıyan bir gelişmedir. Ancak karada olduğu gibi yapay zekâ ile araç kullanır gibi gemi yönetmek mümkün değildir. Güvenlik açısından da böyle bir şey söz konusu olamaz. Çünkü gemi önüne çıkan bir engelde hâlâ rotayı otomatik değiştiremiyor, sadece alarm verebiliyor. Son kararı ve komutları insanlar vermek zorunda. Bu nedenle denizcilik, insan faktörünün azalmasının söz konusu olmadığı bir meslek olarak varlığını sürdürecektir.
“Kalite arttıkça ve personelin niteliği yükseldikçe gemide yaşanan sorunlar azalacaktır”
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), denizcilerin çalışma ve dinlenme saatleri, yorgunluk, cinsel taciz, zorbalık ve cinsel saldırı gibi şiddet ve taciz gibi sorunlarına yeniden odaklanarak, dünya çapında gemilerin güvenli bir şekilde yönetilmesini ve işletilmesini sağlamak için harekete geçiyor. IMO Deniz Güvenliği Komitesi, Uluslararası Güvenlik Yönetimi ( ISM) Kodu’nun uygulanmasını iyileştirmeye odaklandı. ISM Kodu’nun iyileştirilmesi denizciler ve şirketler için nasıl avantajlar sunacak?
Aslında bu konular yeni değil; 20 yıl önce de gündemdeydi, bugün de öyle. ISM Kodu güvenliği sağlamak için oluşturuldu, fakat uygulamada sorunlar yaşanıyor. Çoğu gemide kurallar sadece kâğıt üzerinde kalıyor, copy-paste belgelerle geçiştiriliyor. Oysa asıl önemli olan bu kuralları gerçekten hayata geçirmek. Örneğin, 20 kişilik bir gemiyi 15 kişiyle işletmeye kalkarsanız kalan personele daha fazla iş yükü biner, çalışma süreleri uzar ve güvenlik riske girer. Bazı gemilerde vardiya sistemi de doğru uygulanmıyor; üç zabit olması gerekirken iki zabitle idare ediliyor ve kaptan da vardiya tutmak zorunda kalıyor. Zaten 7/24 sorumluluk taşıyan kaptanın ayrıca vardiya tutması güvenlik sorunlarını da beraberinde getiriyor. Yani kâğıt üzerinde her şey doğru görünse de uygulamada ciddi sıkıntılar bulunuyor.
Buna karşın IMO’nun son dönemdeki çalışmalarını olumlu buluyorum. Özellikle taciz, zorbalık ve benzeri şikâyetlerin doğrudan IMO’ya veya bakanlığımıza iletilebilmesi için yeni sistemler oluşturuldu. Bu sayede sorunların ciddi ölçüde azaldığını görüyoruz. Kalite arttıkça ve personelin niteliği yükseldikçe bu tür olaylar daha da azalacaktır. Aslında gemiler karaya kıyasla çok daha güvenli çalışma ortamları sunuyor; karada yüzlerce taciz veya zorbalık vakası yaşanırken, denizde bu oran çok daha düşük. Dolayısıyla hem kadınlar hem de erkekler için güvenle çalışılabilecek bir ortam mevcut.
“Nitelikli denizcilerin yetişmesi için üniversitelerle iş birliği içindeyiz”
Nitelikli denizci personel yetiştirme, sektörün geleceği açısından kritik bir konu olmaya devam ediyor. Türk denizcilik sektöründe nitelikli personel bulma ve yetiştirme sürecinde karşılaşılan temel sorunlar nelerdir? TÜRKKAPDER olarak nitelikle denizciler yetişmesi için nasıl çalışmalar gerçekleştiriyor?
Biz TÜRKKAPDER olarak, tüm denizcilik fakültelerinin yönetim ve danışma kurullarında yer alıyoruz. Artık bu konuda ciddi bir farkındalık oluştu. Kaptan ve güverte zabiti yetiştiren tüm okulların müfredatları hakkında bizlerden görüş alınıyor. Ankara’da yeni bir düzenleme veya çalışma yapılacağı zaman da hem bizden hem de Deniz Ticaret Odası’ndan görüş isteniyor.
Bu kapsamda, TÜRKKAPDER olarak üniversitelere yazılı öneriler sunuyoruz. Örneğin, ders içeriklerinde hangi eğitimlerin yer alması gerektiğini belirtiyor, yurtdışındaki uygulamalardan örnekler gösteriyoruz. Filipinler veya Hindistan gibi ülkelerde verilen eğitimleri referans alarak, benzer uygulamaların Türkiye’de de olması gerektiğini ifade ediyoruz. Bu süreçte üniversite rektörlükleri ve dekanlıklarıyla sürekli iletişim hâlindeyiz. Ayrıca yılda iki kez düzenlenen toplantılara Türk kaptanları olarak katılıyor, görüşlerimizi doğrudan paylaşıyoruz.
“Denizci personelin “green passport” veya “okey to board” vizesi ile dünyanın her yerine hızlıca gönderilebilmesi gerekir”
Türkiye’nin denizcilik sektöründe küresel ölçekte daha fazla söz sahibi olması için yapılması gerekenler üzerine sıkça konuşuluyor. Sizce Türk denizcilik sektörünün dünya ticaretinde daha etkin bir oyuncu haline gelmesi için hangi adımlar atılmalı? Türk kaptanların uluslararası arenadaki etkinliğini ve yetkinliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Aslında biz bunu her mecrada söylüyoruz; Ankara’daki toplantılarda, denizcilik dergilerinde, konferanslarda sürekli gündeme getiriyoruz. Eğitim kalitemiz neredeyse tüm üniversitelerde aynı ve çok iyi zabitanlar yetiştiriyoruz. Ancak bu nitelikli personeli dışarıya yeterince ihraç edemiyoruz. Bunun en büyük engellerinden biri, denizciler için kolaylaştırılmış pasaport ve vize uygulamalarının eksikliği.
Örneğin, bazı mesleklerde belirli süreler çalışanlara yeşil pasaport verilirken, denizcilikte personel değişimi gerektiğinde yurt dışına hızlıca gönderemiyoruz. Gemi kiraladığınızda veya satın aldığınızda personeli acilen göndermeniz gerekir; ama vize ve yazışma süreçleri bunu engelliyor. Bu nedenle Türk armatörler çoğu zaman yabancı bayrak ve yabancı personel kullanmak zorunda kalıyor. Filipinli, Hintli, Ukraynalı veya Rus personeli göndermek çok daha kolay. Sonuç olarak, dünya deniz ticaret pastasından sadece %1 pay alabiliyoruz; oysa genç, eğitimli ve kaliteli bir denizci nüfusuna sahibiz. Bunu çözmek için TÜRKKAPDER olarak Ankara ile yazışmalar yapıyor, Türkiye Denizcilik Federasyonu çatısı altında milletvekilleriyle görüşmeler yürütüyoruz. Önerimiz, denizci personelin “green passport” veya “okey to board” vizesi ile dünyanın her yerine hızlıca gönderilebilmesidir. Böylece istihdam artacak ve Türk zabitanları uluslararası alanda daha etkin şekilde çalışabilecektir.
“Kalifiye denizcilerimiz, hayatlarının büyük kısmını yurt dışında geçirmelerine rağmen öncelik alamıyor; bu, denizcilik sektörü açısından büyük bir eksikliktir”
Şu anda dünya genelinde Türk personel, yönetim firmalarında çalışıyor; fakat çoğunun yeşil pasaportu veya güçlü bir Amerikan vizesi var. Türk firmaları ise bunu sağlayamıyor ve bu nedenle bayrak değiştirme eğilimi artıyor. Türkiye’de 14 denizcilik fakültesi, 15 meslek yüksek okulu ve 30’dan fazla denizcilik lisesi var; genç ve nitelikli bir nüfus mevcut. Bu potansiyeli kullanabilmek için yeşil pasaport veya “okey to board” vizesi bir an önce hayata geçirilmelidir.
Filipinler yılda 10 milyar dolar sadece gemi insanı ihracatından gelirken, biz aynı potansiyele sahip olmamıza rağmen bunu kullanamıyoruz. Türkiye’de yaklaşık 140 bin denizci var; bunların 20-25 bini zabitan, mühendis ve kaptan gibi nitelikli personel. Bu kişilerin ihracıyla, aileleriyle birlikte milyonlara etki edilebilir. Ancak kalifiye denizcilerimiz, hayatlarının büyük kısmını yurt dışında geçirmelerine rağmen öncelik alamıyor; bu, denizcilik sektörü açısından büyük bir eksikliktir.
“Türkiye’de limanlar hızla modernleşiyor ve yeşil enerjiye geçiş yapıyor”
Türkiye'nin liman yönetimi ve altyapı çalışmaları, deniz taşımacılığının gelişiminde önemli rol oynuyor. TÜRKKAPDER olarak Türkiye’deki liman altyapısı ve yönetimi hakkında görüşlerinizi paylaşır mısınız?
Ben aynı zamanda bir limanda başkılavuz olarak da mesleğime devam ediyorum ve yaklaşık 10 yıldır buradayım. 10 yıl önceki limanlarla bugünkü limanlar arasında büyük bir gelişim var. Türkiye’de limanlar hızla modernleşiyor ve yeşil enerjiye geçiş yapıyor. Örneğin, bizim limanımızda çatılarda güneş enerjisi kullanılıyor, romörkörler ve botlar elektrik sistemine dönüyor, vinçlerimiz elektrikli. Bu dönüşüm yalnızca bizim limanımızda değil, Türkiye’deki tüm limanlarda gerçekleşiyor. Armatörler ve liman yönetimleri bu konuda ciddi çalışmalar yapıyor.
Kocaeli, Ambarlı ve İzmir gibi limanlarda kapasite sürekli artıyor. Örneğin, Kocaeli’de 45 liman mevcut ve bu limanlar Türkiye’nin denizcilik ihracatına yön veriyor. Yılda 40-50 bin gemi rahatlıkla bu limanlara uğruyor. Yeni elektrikli romörkörler, elektrikli vinçler ve otomatik sistemler kullanılıyor; elektrik ihtiyacımızın yaklaşık %30’unu kendimiz üretiyoruz. Liman izinleri ve yatırımlar artık bu kriterler göz önünde bulundurularak veriliyor.
TÜRKKAPDER’in önümüzdeki dönemde gerçekleştirmeyi planladığı projeler ve uzun vadeli vizyonu merak ediliyor. Bu kapsamda, dernek olarak 2025 ve sonrası için planladığınız projeler ve sektör vizyonunuz hakkında bilgi alabilir miyiz?
Denizcilik tarafında yaklaşık 10 yıldır yeşil pasaport ve denizcilerin yıpranması gibi konuları gündemimizde tutuyoruz ve bu çalışmalarımıza devam edeceğiz. Denizciliğin %92’si ticaretin deniz yoluyla yapılmakta ve denizlere hâkim olanların dünya ticaretinde söz sahibi olacağı bilinmektedir. Bu nedenle denizcilere önem vermek hem bizler hem yöneticiler için kritik bir görevdir.
STK’lar, meslekle ilgili çalışmalar yapılırken güçlü bir destek mekanizması olarak kullanılmalıdır; TÜRKKAPDER de bu STK’lardan biridir. Üniversitelere ve devletimize elimizden gelen her desteği sunmaya hazırız. Bakanlıkla iyi ilişkilerimiz sürüyor ve okulların kalite seviyelerini yükseltmek için çalışmalarımız devam edecek. Akademisyen kadrolarının güçlendirilmesi özellikle önemlidir; üniversitelerde akademisyen sayısı sınırlı olduğu için eğitim kalitesi etkileniyor. Akademisyenlerin yıl boyunca aktif olması ve aidiyet geliştirmesi gerekiyor.
TÜRKKAPDER olarak, eğitim kadrosunu artırmayı ve üniversitelere eğitici göndermeyi sürdüreceğiz. Bu sayede denizcilik eğitiminde kaliteyi yükseltecek, geleceğin denizcilerini daha donanımlı yetiştireceğiz. Ayrıca uluslararası gemi kaptanları toplantıları ve IMO ile iş birliklerinde Türkiye’yi temsil etmeye devam edeceğiz.
Son olarak eklemek istedikleriniz var mıdır?
Ben teşekkür ederim. Böyle dergiler ve röportajlar, camiaya örnek oluyor. Denizcilerin hak ve hukukları ile ilgili devletin ilgisi önemlidir. Örnek olarak, Filipinler’de devlet, denizci ihracatında maddi ve manevi tüm desteği sağlıyor. Türkiye’nin de uluslararası alanda rekabet edebilmesi için özellikle YEŞİL PASAPORT veya OKEY TO BOARD dediğimiz vizenin bir an önce çıkartılması gerekiyor. Bu konu üzerinde 10 yıldır çalışıyoruz ve çalışmalarımız sürecek. Bu uygulama sayesinde istihdam artacak ve Türk denizcilerinin uluslararası alanda etkinliği yükseltilecektir. Türkiye’nin potansiyelini kullanarak dünya deniz ticaret pastasından daha büyük pay alabilmesi için bu konuya öncelik verilmesi elzemdir.
TÜRKKAPDER, Zafer Akbulut
Popüler İçerikler
Bültene Kaydol
Gelişmelerden haberdar ol
İlgili İçerikler
“Experıence And Merıt In Pılotage Are The Key To Managıng Growıng Traffıc Rısks”
With a maritime career spanning four decades—thirty years of which were spent directly within pilotage organizations—Captain Hasan Tayfun Kızılay is a well-established figure who has held significant responsibilities across various institutions in the Turkish maritime sector. He began his career at Türkiye Denizcilik İşletmeleri (TDİ), later served at DEKAŞ, and played an active role in the founding of ANKAŞ. During his six-and-a-half-year tenure at ANKAŞ, he served as Chief Pilot for five years. Having worked in multiple regions of Türkiye for many years, Captain Kızılay shares insights on the operational structure of pilotage services, risk management, training processes and overall operational efficiency.
Yazar: Eda GEDİKOĞLU
11 Dec 2025
“Pilotajda Tecrübe ve Liyakat, Artan Trafik Risklerini Yönetmenin Anahtarıdır”
Kırk yıllık kılavuz kaptanlık kariyeri boyunca edindiği birikimin otuz yılını doğrudan teşkilatların içinde, aktif görevlerde geçiren Kaptan Hasan Tayfun Kızılay, Türk denizcilik sektörünün farklı kurumlarında önemli sorumluluklar üstlenmiş köklü bir isim. Mesleğe Türkiye Denizcilik İşletmeleri’nde (TDİ) başlayan; ardından DEKAŞ’ta görev alan ve sonrasında ANKAŞ’ın kuruluşunda aktif rol üstlenen Kızılay, yaklaşık altı buçuk yıl görev yaptığı ANKAŞ bünyesinde beş yıl boyunca baş kılavuz kaptanlık görevini yürüttü. Uzun yıllardır Türkiye’nin farklı bölgelerinde görev yapan Tayfun Kaptan ile pilotaj hizmetlerinin işleyişi, risk yönetimi, eğitim süreçleri ve operasyonel verimlilik üzerine konuştuk.
Yazar: Eda GEDİKOĞLU
11 Dec 2025
“KTÜ Aims to Set a Benchmark with Its Innovative and Sustainable Maritime Education Model”
Karadeniz Technical University (KTÜ) stands as one of Türkiye’s leading higher education institutions shaping the nation’s maritime vision. Particularly in maritime education, KTÜ has positioned itself as a prominent reference point and a key academic center. The university’s new vision, formed in line with its 2024–2028 Strategic Plan, aims to develop an innovative, sustainable and science-driven maritime education model, strengthen integration with the industry, and enhance Türkiye’s global competitiveness in the maritime sector. We spoke with KTÜ Rector Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı about the university’s strategic goals, maritime-focused initiatives, and its multi-layered collaborations with the maritime industry.
Yazar: Eda GEDİKOĞLU
11 Dec 2025