21:15
22 Eylül 2024
“Türk Denizciliğinin Rekabet Gücü Eğitim, Dijitalleşme ve AR-GE ile Yükseliyor”
Yazar: Eda GEDİKOĞLU
21 Oct 2025
Türkiye’nin küresel ticaretteki konumunu güçlendiren denizcilik sektörü, son yıllarda hem jeopolitik gelişmeler hem de yeşil dönüşüm hedefleri nedeniyle benzeri görülmemiş bir değişim sürecinden geçiyor. Bu süreçte alternatif yakıtların uygulanabilirliği, regülasyonlara uyum, teknolojik yenilikler ve insan kaynağı kritik başlıklar olarak öne çıkıyor. İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Kıran ile Türk denizcilik sektörünün küresel gelişmelerden nasıl etkilendiğini, yeşil dönüşüm kapsamında atılması gereken adımları, tersaneler ve limanlarımızın dünya pazarındaki yerini ve genç denizcilerin gelecekteki rolünü konuştuk.
Türkiye’nin küresel ticaretteki konumunu güçlendiren denizcilik sektörü, son yıllarda hem jeopolitik gelişmeler hem de yeşil dönüşüm hedefleri nedeniyle benzeri görülmemiş bir değişim sürecinden geçiyor. Bu süreçte alternatif yakıtların uygulanabilirliği, regülasyonlara uyum, teknolojik yenilikler ve insan kaynağı kritik başlıklar olarak öne çıkıyor. İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Kıran ile Türk denizcilik sektörünün küresel gelişmelerden nasıl etkilendiğini, yeşil dönüşüm kapsamında atılması gereken adımları, tersaneler ve limanlarımızın dünya pazarındaki yerini ve genç denizcilerin gelecekteki rolünü konuştuk.
Denizcilik sektörü, küresel ticaretin en kritik taşıyıcı unsurlarından biridir ve dünya ekonomisindeki tüm gelişmelerden doğrudan etkilenmektedir. Bu çerçevede, son yıllarda yaşanan küresel siyasi, ekonomik ve çevresel gelişmeler denizcilik sektörünü nasıl etkiliyor?
Denizcilik sektörü, küresel ekonominin ve ticaretin ana unsurlarından biridir ve bunlara tesir eden tüm olaylardan direkt etkilenmektedir. Son yıllarda yaşanan birçok küresel siyasi, ekonomik, sosyal gelişme denizcilik sektöründe de önemli değişimlere yol açmıştır.
Denizcilik sektörü bugün bir yandan baş döndürücü değişimler, diğer yandan artan jeopolitik istikrarsızlıkların şekillendirdiği benzeri görülmemiş zorluklarla karşı karşıyadır.
Rusya-Ukrayna Savaşı, Orta Doğu’da bitmek bilmeyen çatışmalar, iç savaşlar ve istikrarsızlıklar, deniz ticaret yollarına yapılan saldırılar, Panama Kanalı’ndaki kuraklık gibi doğal afetler, deniz ticaretinde ciddi aksaklıklara ve neticesinde taşıma mesafelerinin uzamasına, maliyetlerin artmasına ve bir türlü beklenen istikrarın sağlanamamasına neden olmaktadır.
Özellikle küresel ekonomik krizler neticesinde ekonomik durgunluklara bağlı olarak taşımacılık talebindeki azalmalar ve navlun piyasalarındaki ciddi dalgalanmalar sektörümüzü derinden etkilemektedir.
“Alternatif yakıtların uygulanabilirliği, düzenleyici engeller ve teknolojik eksiklikler sektörde belirsizlik yaratıyor”
Küresel karbon emisyon hedefleri sektör için ciddi bir maliyet ve dönüşüm baskısı yaratıyor. IMO’nun 2030 ve 2050 karbon emisyon hedeflerine uyum için karşılaşılan zorluklar nelerdir?
Deniz taşımacılığının karbondan arındırılması yolunda çok fazla belirsizlik bulunduğunu söylememiz gerekiyor. Öncelikle, hedeflenen sektörel dönüşüm hidrojen, amonyak, biyolojik kaynaklı olmayan yenilenebilir e-yakıtlar ve biyoyakıtlar gibi çeşitli alternatif yakıtların tercihini ve entegrasyonunu öne çıkartmıştır ama bunların hiçbiri için bulunabilirlik, güvenlik ve fiyat sorunları halihazırda çözülememiştir.
Bu alternatif yakıtların çoğu, üretim için büyük miktarda temiz yenilenebilir enerji gerektiriyor. Bu yakıtları üretmek için bir dizi girişim yapıldığını, ancak çoğunlukla finansal maliyetlerden kaynaklanan başarısızlıkların da olduğunu gözlemliyoruz. Fosil yakıtlar ile alternatif yakıtlar arasındaki fiyat farkı azaltılmazsa, çözüm olarak önerilen alternatif yakıtların hiçbirinin finansal olarak uygulanabilir olmayacağı çok açıktır.
İkinci olarak, her yıl birkaç yeni düzenleyici gelişme oluyor ve gemi sahipleri bu gereklilikleri karşılamak için kalifiye iş gücüne erişmekte zorluk çekiyor. Yeni düzenlemeleri takip etmek, merkez ofislerinde yönetim ve izleme sistemlerini geliştirmek, gemilerde etkin denetim ve destek için daha fazla uzman personel ve denetçi gerekiyor. Ne yazık ki yeni düzenlemeler çok kısa bir sürede serbest rekabet şartları tam oluşmadan yapılıyor ve uyum çok kısa sürelerde gerekiyor.
Üçüncü olarak, teknolojik gelişmelerin denizciliğin dekarbonizasyonunu desteklemek için yeterli düzeyde olmadığını gözlemliyoruz. Yeni alternatif yakıtları kullanmak için içten yanmalı motorlar ve yakıt hücreleri tüm ana üreticiler tarafından geliştiriliyor olsa da yakıt ikmali, depolama, bertaraf ve en önemlisi deniz dekarbonizasyonunun güvenlik yönleri henüz tam olarak çözülmüş değildir.
“Uluslararası yükümlülükler, Türk Denizciliğinde yapısal dönüşüm ve yeni teknolojilere yatırımı zorunlu kılıyor”
Türk denizcilik sektörü bu dönüşümü sağlarken, neler yapılmalıdır?
Türkiye iklim değişikliği ve enerji verimliliği açısında uluslararası anlaşmaların getirdiği yükümlülükleri yerine getirmek zorundadır. Bu da gemiler, tersaneler ve limanlar için yüksek maliyeti yeşil dönüşüm projelerinin gerçekleştirmesini gerektiriyor.
Türk Denizcileri olarak böyle bir döneme hazırlanırken, gemi inşada başta motor teknolojileri ve yardımcı makinelerde dışa bağımlılığı azaltacak ve Türk Denizciliğini sektörel bir oyuncu olarak kor teknolojilerde söz sahibi hale getirecek inovasyon yaklaşımlara ihtiyaç duyulmaktadır.
Bu nedenle yapısal dönüşümü destekleyecek araçlar, yeni bir altyapıya, teknolojik gelişmelere ve iş gücü eğitimine önemli yatırım ihtiyacını ortaya koyduğunu söylemek gerekir.
Sektör bu zorluklarla mücadele ederken, hükümetler, nakliye şirketleri, teknoloji sağlayıcıları ve çevre örgütleri gibi paydaşlar arasındaki iş birliği, küresel deniz taşımacılığı için inovasyonu teşvik etmede ve sürdürülebilir bir gelecek elde etmede önemli olacaktır.
Bu kapsamda kurumsal AR-GE yapılarının kurulması için teşvik alt yapılarının oluşturulması, katma değer katacak teknolojiler ile otonom yapıları destekleyecek bilgi ve teknoloji yönetimine sahip olunması, Avrupa Birliğinin ETS’de uyguladığı gibi bir karbon vergisinin bu amaçla geliştirilmesi ve değişimi desteklemesi bir destekleyici araç olacaktır.
“Türkiye, Savunma Sanayi’ne yönelik projeler büyük bir ivme kazanmıştır”
Türk deniz ticaret filosu son yıllarda istikrarlı bir şekilde büyüyor. Son olarak kaçıncı sıraya yükseldi? Türk tersaneleri de küresel pazarda önemli bir oyuncu haline geliyor. Özellikle gemi inşa sektörümüzdeki gelişmelerden bahseder misiniz?
Denizcilik sektörümüz, ülkemizin iki binli yılların başından itibaren yakaladığı istikrar ortamından iyi bir şekilde yararlanmış, hakikaten gurur verici başarılara yelken açmış, uluslararası camiada yer edinmiş, karar verici ülkeler arasında saygın bir konuma yükselmiştir. 2025 yılına girerken, Türk denizciliğinin taşıma kapasitesi dünyanın en büyük filosunu kontrol eden ülkeler tablosunda 52 milyon DWT ile 10. sırada yer alıyordu.
Ülkemiz, gemi inşası, tamiri, bakımı ve onarımında büyük başarılara imza atan bir ülke haline gelmiş, bununla birlikte tersanelerimizin tür gelişimi hızla devam etmektedir. Bunun yanında tersanelerimizde inşa edilen askeri gemiler, savunma sanayiimizde ulaştığımız noktanın birer kanıtıdır.
Türkiye, 2024 yılı ilk çeyreği itibariyle aktif 85 tersaneye ve 4,8 milyon DWT azami gemi inşa kapasitesine sahiptir. Megayat ve römorkör inşaatlarında uzmanlaşmış tersanelerimiz, hibrid/elektrik tahrikli feribotlar, balıkçı gemileri ve ileri teknolojiye sahip askeri deniz platformları inşaatlarında da dünya pazarında öne çıkmaktadır.
Son yıllarda Savunma Sanayi’ne yönelik projeler büyük bir ivme kazanmıştır. Bu alanda elde edilen başarıların ardından artık ülkemiz tersaneleri yurt dışından dahi teklifler alarak askeri amaçlı gemi inşa projelerinin yapımını daha yüksek bir yerli katkı oranı ile gerçekleştirmektedirler.
“Kıyı şeridinin tamamında yer alan limanlarımız, kargo taşımacılığı açısından büyük stratejik öneme sahiptir”
Türkiye’nin uluslararası taşımacılıkta rekabet gücünü artırması özellikle liman altyapısı önem taşıyor. Bu konuda neler söylersiniz?
Türkiye’nin limanları, lojistik ağımızın bel kemiğini oluşturmaktadır. Kıyı şeridinin tamamında yer alan limanlarımız, kargo taşımacılığı açısından büyük stratejik öneme sahiptir. Modern altyapıları ve yüksek hizmet kaliteleriyle, bölgesel bir lojistik merkezi haline gelmek için hızla ilerlemektedirler. Geçen yıl yaklaşık 532 milyon ton kargo elleçlemişlerdir.
Özellikle İstanbul, Kocaeli, Tekirdağ, Aliağa, Mersin, İskenderun ve Samsun gibi büyük liman şehirlerimiz, uluslararası ticaretin önemli merkezleridir. Bu limanlar, sadece Türkiye'de değil, çevre ülkelerde de ticaret hacminin büyümesine katkıda bulunurken, yüksek kapasiteli konteyner limanları, hızlı ve güvenilir kargo transferleri sağlayarak küresel tedarik zincirinin etkili bir bileşeni haline gelmiştir.
Son yıllarda yapılan altyapı yatırımları ve modernizasyon çalışmaları, limanlarımızın kapasitesini artırmış ve küresel standartlara ulaşmalarını sağlamıştır.
“Türk denizciliğinin rekabet gücü, iyi yetişmiş, dijitalleşmeye ve yeşil dönüşüme uyumlu insan kaynağına bağlı olacaktır”
Genç denizcilerin istihdamı sektörde sürdürülebilirlik için kritik bir konu. “Türk denizcisi” markasının dünya denizcilik arenasındaki konumunu güçlendirmek adına nasıl çalışmalar gerçekleştiriyorsunuz?
Teknoloji, altyapı ve regülasyonlar ne kadar gelişirse gelişsin, denizcilikte insan faktörü başarının merkezinde kalmaya devam edecektir. İleriye baktığımızda Türk denizciliğinin rekabet gücü, iyi yetişmiş, dijitalleşmeye ve yeşil dönüşüme uyumlu insan kaynağına bağlı olacaktır. Tüm bu nedenlerle Oda olarak denizcilik eğitimine destek vermeyi en önemli görevlerimizden biri sayıyoruz. Her yıl bütçemizden önemli bir bölümü eğitim faaliyetlerine ayırıyoruz.
Bugün itibariyle Türkiye’de denizcilik eğitimi veren 81 okul bulunmaktadır ve bu okullarda toplam 18 bin 480 öğrenci öğrenim görmektedir. Yükseköğretim düzeyinde (meslek okulları ve fakülteler) denizcilik eğitimine odaklandığımızda, toplam 12.609 öğrencinin kayıtlı olduğunu görüyoruz.
Denizcilik eğitimi veren üniversiteler arasında, Deniz Ticaret Odamızın 2008 yılında Türk Deniz Eğitim Vakfı (TÜDEV) aracılığıyla kurduğu Piri Reis Üniversitesi'nden özellikle bahsetmek gerekir. Bu üniversite, Türkiye'de denizcilik çalışmalarında mükemmellik merkezi olma hedefiyle dünya çapında denizcilik eğitimi vermektedir.
Bundan başka, denizcilikle ilgili tüm okullarımızın talepleri doğrultusunda ihtiyaçlarını karşılamaya bütçe imkanlarımız çerçevesinde devam ettik. Odamıza denizcilikle ilgili kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum örgütlerinden gelen talepleri titizlikle inceleyip, uygun olanlara yine bütçe imkanlarımız çerçevesinde bağış, yardım ve sponsorluklar şeklinde katkı sağladık.
İMEAK, Deniz Ticaret Odası, Tamer Kıran
Popüler İçerikler
Bültene Kaydol
Gelişmelerden haberdar ol
İlgili İçerikler
Uninterrupted Measurement Solutions for Challenging Marine Conditions from VEGA
In the maritime industry, level and pressure measurement form the foundation of many critical processes, ranging from safety and operational continuity to cost optimization and regulatory compliance. Developing long-lasting and reliable measurement technologies designed for harsh environmental conditions, VEGA stands out as a global reference in this field. With a wide range of applications extending from chemicals and maritime to food and energy, VEGA differentiates itself in level and pressure measurement. We discussed VEGA’s organizational structure in Türkiye, its technology approach, sustainability vision, and the solutions it offers to the maritime sector with Özgür Durdu, Ship Industry Manager at VEGA Türkiye.
Yazar: Eda GEDİKOĞLU
19 Feb 2026
Vega’dan Zorlu Deniz Koşullarında Kesintisiz Ölçüm Çözümleri
Denizcilik sektöründe seviye ve basınç ölçümü; güvenlikten operasyonel sürekliliğe, maliyet optimizasyonundan regülasyon uyumuna kadar birçok kritik sürecin temelini oluşturuyor. Zorlu çevre koşullarına uygun, uzun ömürlü ve güvenilir ölçüm teknolojileri geliştiren VEGA, bu alanda global bir referans noktası olarak öne çıkıyor.
Yazar: Eda GEDİKOĞLU
19 Feb 2026
“Experıence And Merıt In Pılotage Are The Key To Managıng Growıng Traffıc Rısks”
With a maritime career spanning four decades—thirty years of which were spent directly within pilotage organizations—Captain Hasan Tayfun Kızılay is a well-established figure who has held significant responsibilities across various institutions in the Turkish maritime sector. He began his career at Türkiye Denizcilik İşletmeleri (TDİ), later served at DEKAŞ, and played an active role in the founding of ANKAŞ. During his six-and-a-half-year tenure at ANKAŞ, he served as Chief Pilot for five years. Having worked in multiple regions of Türkiye for many years, Captain Kızılay shares insights on the operational structure of pilotage services, risk management, training processes and overall operational efficiency.
Yazar: Eda GEDİKOĞLU
11 Dec 2025