Bültene Kaydol

Gelişmelerden haberdar ol

“Okyanusumuzu Koruma Konusunda Ortak Sorumluluğumuzu Yerine Getirmeliyiz”

Yazar: Eda GEDİKOĞLU

01 Tem 2025

“Okyanusumuz, Sorumluluğumuz, Fırsatımız” temasıyla IMO, 2025’te çevresel sorumluluk ve inovasyonu merkezine alıyor. IMO İletişim Başkanı Natasha Brown, denizcilik sektöründe sürdürülebilirlikten dijitalleşmeye, siber güvenlikten Türkiye'nin rolüne kadar küresel denizciliğin dönüşümünü anlattı.

Sürdürülebilirlik birçok alanı olduğu gibi denizcilik sektörünü de yakından ilgilendiriyor. Denizcilik sektörünün sürdürülebilirliği ve çevre dostu dönüşümü konusunda IMO’nun öncelikli hedefleri nelerdir? IMO, küresel nakliye için net sıfır düzenlemelerini onayladı. Bu düzenlemenin detaylarından bahseder misiniz? 

Dünyanın okyanusları, yeryüzünün %70’ini kaplamakta olup, küresel ticaretten biyolojik çeşitliliğe kadar gezegenimizdeki yaşamın devamlılığı için hayati öneme sahiptir. Denizde emniyet ve kirliliğin önlenmesi konularında BM’ye bağlı uzman kuruluş olan IMO, bu değerli kaynakların korunmasında, temel sözleşmeler, iklim ve okyanus eylemleri ile küresel ortaklıklar yoluyla öncü bir rol oynamaktadır.

Son zamanlarda IMO, dünya genelinde gemilerden kaynaklanan sera gazı (GHG) emisyonlarını azaltmayı amaçlayan, yasal bağlayıcılığı olan bir sistemin oluşturulmasına yönelik önemli bir adım daha attı. Hedef, 2050 yılı civarında net sıfır emisyon seviyesine ulaşmak. IMO’nun Net Sıfır Çerçevesi, bir sektör genelinde zorunlu emisyon sınırları belirleyen ve sera gazı fiyatlandırması getiren ilk düzenlemedir.

Bu yeni önlemler, IMO’nun 7-11 Nisan 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen 83. Deniz Çevresini Koruma Komitesi (MEPC) oturumunda onaylandı. Önlemler arasında gemiler için yeni bir yakıt standardı ve küresel bir emisyon fiyatlandırma sistemi yer alıyor. Kuralların Ekim 2025’te resmi olarak kabul edilmesi ve 2027’de yürürlüğe girmesi planlanıyor. Kurallar, uluslararası deniz taşımacılığından kaynaklanan CO₂ emisyonlarının yaklaşık %85’inden sorumlu olan 5.000 groston üzerindeki büyük, okyanus aşırı gemiler için geçerli olacak.

“IMO Denizcilikte Dijitalleşme Stratejisi küresel düzeyde uyumlu, otomatikleşmiş ve dijital olarak bağlantılı bir denizcilik oluşturmayı hedefliyor”

Dijitalleşme, denizcilik sektöründe operasyonel verimliliği artırırken aynı zamanda yeni riskleri de beraberinde getiriyor. IMO Denizcilik Dijitalleştirme Stratejisi kapsamında çalışmalarına devam ediyor. Denizcilikte dijital dönüşüm için nasıl bir strateji geliştiriyorsunuz? Bu çalışmaların verimlilik, güvenlik ve sürdürülebilirliğe katkısı nedir?

  •  
  • Sektör şu anda dijitalleşme dâhil olmak üzere büyük bir dönüşümden geçiyor. Bu nedenle IMO, uluslararası deniz taşımacılığını daha güvenli, daha verimli ve daha sürdürülebilir hâle getirmek için yeni teknolojilerden faydalanacak kesişimsel bir strateji üzerinde çalışıyor. “IMO Denizcilikte Dijitalleşme Stratejisi”nin 2027 yılı sonuna kadar IMO Genel Kurulu tarafından kabul edilmesi bekleniyor. Bu strateji, IMO’nun çeşitli alanlardaki çalışmalarını entegre ederek, küresel düzeyde uyumlu, otomatikleşmiş ve dijital olarak bağlantılı bir denizcilik sektörü oluşturmayı hedefliyor.

  • Dijitalleşmenin getirdiği bazı değişim örnekleri şunlardır:
  • Maritime Single Window (Tek Pencere Sistemi): 1 Ocak 2024’ten itibaren tüm IMO Üye Devletleri, limanlara gelen gemilerle bilgi alışverişini sağlamak için merkezi bir dijital platform olan Tek Pencere Sistemi’ni (MSW) kullanmakla yükümlü. Bu sistem, gemilerin geliş, kalış ve ayrılış işlemlerini kolaylaştırarak küresel deniz taşımacılığında büyük verimlilik sağlıyor.
  • Just-In-Time (Zamanında Varış): IMO, ülkelerin gemilerin varış zamanlarını limanlardaki uygunlukla dijital olarak koordine etmesini destekleyerek bekleme süresini ve yakıt kullanımını azaltıyor, böylece enerji verimliliğini artırıyor.
  • Liman Çağrısı Optimizasyonu: Dijital sistemler; armatörler, terminaller ve hizmet sağlayıcılar arasında veri entegrasyonunu sağlayarak, kılavuzluk, bağlama ve yakıt ikmali gibi hizmetlerin zamanlamasını optimize ediyor.

  • Bu örnekler, dijital araçların operasyonları nasıl iyileştirdiğine dair sadece birkaç örnektir.

Maritime Cyber Risk Management Guidelines (Denizcilik Siber Risk Yönetimi Rehberi), siber tehditler ve güvenlik açıklarına karşı denizcilik sektörünü korumayı hedefliyor ve üst düzey öneriler içeriyor.

Son yıllarda artan siber tehditler ve otonom gemi teknolojilerinin gelişimi, denizcilik emniyeti ve güvenliğinde yeni risk alanları doğurmuştur. IMO olarak, bu yeni tehditlere karşı uluslararası standartların güncellenmesi ve siber güvenlik protokollerinin geliştirilmesi yönünde yürüttüğünüz çalışmalardan ve yaklaşmakta olan düzenlemelerden bahsedebilir misiniz?

Teknoloji ve dijital araçlara artan bağımlılık, beraberinde siber riskleri de getiriyor. 1 Ocak 2021’den itibaren IMO, tüm denizcilik şirketlerinin Siber Risk Yönetimi’ni Güvenlik Yönetim Sistemlerine (SMS) entegre etmelerini zorunlu kıldı. Bu düzenleme, Uluslararası Güvenlik Yönetimi (ISM) Kodu kapsamında yürürlüğe girdi. Gemi sahipleri ve işletmeciler, diğer operasyonel risklerle birlikte siber riskleri de değerlendirmek ve yönetmekle yükümlüdür. Uyum, ISM Kodu denetimleri sırasında doğrulanmaktadır.

IMO, aynı zamanda siber tehditler ve güvenlik açıklarına karşı denizcilik sektörünü korumayı hedefleyen, üst düzey öneriler içeren Maritime Cyber Risk Management Guidelines (Denizcilik Siber Risk Yönetimi Rehberi) yayımlamıştır.

Geleceğin gemileri düşünülerek, otonom (AI tabanlı) gemilere yönelik düzenlemeler geliştirilirken, siber güvenlik bu sürecin temel bir unsuru olarak ele alınmaktadır. Bu tür gemiler, güvenli veri alışverişi, sistem bütünlüğü ve uzaktan müdahalenin önlenmesi gibi konularda yüksek güvenlik önlemleri gerektirir.

Ayrıca siber risk yönetimi, Maritime Single Window, dijitalleşme stratejileri ve Just-In-Time liman operasyonları gibi daha geniş IMO girişimlerine de entegre edilmektedir. Tüm dijital platformların, sistem ihlallerini önlemek ve hassas verileri korumak adına sağlam siber güvenlik protokollerine uyması beklenmektedir.

2025 yılında denizcilik sektörünü şekillendiren başlıca konular arasında; karbonsuzlaşma, dijitalleşme, jeopolitik gerginlikler ve süregelen deniz güvenliği sorunları yer alıyor.

,Küresel denizcilik sektörü, jeopolitik gelişmeler, tedarik zinciri dinamiklerindeki değişimler ve sürdürülebilirlik baskıları gibi faktörler doğrultusunda hızlı bir dönüşüm geçiriyor. IMO’nun perspektifinden bakıldığında, 2025 ve sonrasında küresel denizcilik sektöründe öne çıkması beklenen temel trendler nelerdir? Ayrıca, Türkiye'nin jeostratejik konumu ve son yıllarda sektörüne yaptığı yatırımlar göz önüne alındığında, Türk denizcilik sektörünün küresel deniz taşımacılığı ve liman hizmetleri ağındaki mevcut ve potansiyel rolü hakkında görüşlerinizi paylaşabilir misiniz?

2025 yılında da denizcilik sektörünü şekillendiren başlıca konular arasında; karbonsuzlaşma, dijitalleşme, jeopolitik gerginlikler ve süregelen deniz güvenliği sorunları yer alıyor. Ayrıca gemi adamlarının terk edilmesi ve kriminalize edilmesi, okyanusların korunması ve sektörde çeşitliliğin artırılması gibi konular da ön plana çıkıyor.

Türkiye, stratejik konumu, gelişmiş denizcilik altyapısı, önemli ticaret filosu ve IMO girişimlerine olan aktif katılımı sayesinde bu konularda küresel çözümlere katkı sunabilecek potansiyele sahiptir.

Türkiye, IMO’nun neredeyse tüm sözleşme ve protokollerine taraf bir üye olarak denizcilik alanında önemli bir aktördür. Ülke, liman altyapısı yatırımları, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik konularında önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Türkiye, iklim değişikliği, yeni teknolojiler, güvenlik ve sürdürülebilir deniz taşımacılığı gibi alanlardaki küresel sorunların çözümüne yönelik IMO çalışmalarına aktif katkı sağlamaktadır.

2025 yılı Dünya Denizcilik Günü teması: Okyanusumuz, Sorumluluğumuz, Fırsatımız

Son olarak neler eklemek istersiniz?

  •  
  • Bu yılın Dünya Denizcilik Günü teması olan “Okyanusumuz, Sorumluluğumuz, Fırsatımız” konusunu vurgulamak isterim. Bu tema, tüm denizcilik topluluğu için bir eylem çağrısıdır. Okyanusumuzu koruma konusunda ortak sorumluluğumuzu üstlenmemiz gerektiğini hatırlatırken, aynı zamanda yenilik, sürdürülebilirlik, büyüme ve liderlik için sunduğu büyük fırsatları da tanımamıza olanak sağlar. IMO, deniz ortamının korunmasını destekleme konusunda köklü bir geçmişe sahiptir ve bu yıl, okyanusun en büyük kullanıcısı olan denizcilik sektörünün bu alandaki benzersiz rolünü ön plana çıkarıyoruz. Herkesin bu süreçte rolü vardır; bu nedenle tüm paydaşları sürece katılmaya davet ediyoruz.

IMO

Bültene Kaydol

Gelişmelerden haberdar ol

İlgili İçerikler

“Güvenli Seyir İçin Personel Yapısı Değerlendirilmeli”

Silivri açıklarında “Tuğberk İmamoğlu” ve “Alsu” isimli ticari gemilerin çarpışmasına ilişkin soruşturma kapsamında hazırlanan ön bilirkişi raporunda, her iki gemi ve kaptanları açısından çeşitli kusur tespitleri yer alıyor. Uzak Yol Kaptanı Tuna Bekoğlu, ön bilirkişi raporuna dair değerlendirmelerini Sea Business World dergisiyle paylaştı. Bekoğlu, geminin güvenli seyir için yeterli personelle donatılmamasına dikkat çekti.

Yazar: Eda GEDİKOĞLU

14 Eki 2026

“Kazanın En Büyük Nedeni Son Dakikadaki İletişimsizliktir”

Girne’de yaşanan katamaran kazası ve Silivri açıklarında meydana gelen gemi çatışması, denizcilik sektöründe güvenlik, iletişim, eğitim ve denetim konularını yeniden gündeme taşıdı. Kazaların ardından kamuoyunda özellikle kaptanların kararları tartışılırken, olayların yalnızca son anda verilen kararlar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Uzak Yol Kaptanı Mehmet Murat Sarılar, deniz kazalarının arkasındaki tüm dinamiklerin birlikte ele alınması gerektiğini vurguluyor. Sarılar ile kaptanlık mesleğinin sorumluluklarından köprüüstü yönetimine, teknolojinin kullanımından denizcilik eğitimine, armatör baskısından otorite ve denetim mekanizmalarına kadar kazaların önlenmesinde belirleyici olan pek çok başlığı konuştuk.

Yazar: Eda GEDİKOĞLU

14 Eki 2026

“Kazalarda Sadece İnsan Hatasına Değil, Hatanın Arkasındaki Kök Nedene Bakmalıyız”

Girne ve Silivri’de yaşanan iki farklı deniz kazası, denizcilikte seyir güvenliği, köprüüstü yönetimi, insan faktörü ve karar alma süreçlerinin önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Kazaların ardından ortaya çıkan değerlendirmeler, yalnızca son anda verilen kararların değil; personel yeterliliği, vardiya düzeni, iletişim, işletme politikaları ve sistemsel eksikliklerin de birlikte ele alınması gerektiğini gösteriyor. Bu kapsamda, KTÜ DUİM Mezunları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve QSM Global Kurucu Ortağı Kaptan Orhan Kasap ile iki kazanın oluşum süreçlerini, kaptan ve işletme sorumluluklarını, köprüüstü organizasyonunu ve denizcilik sektörünün bu olaylardan çıkarması gereken dersleri konuştuk.

Yazar: Eda GEDİKOĞLU

14 Eki 2026